Getting your Trinity Audio player ready...

Hayatın anlamı ve gayesi nedir? Anlam yüklenmemiş bir hayat, gerçekten yaşamaya değer midir? Bugün özellikle gençlerimiz arasında giderek artan boşluk hissinin, inanç bunalımlarının ve varoluşsal sancıların temelinde, hayata bir anlam yükleyememe problemi yatmaktadır. İnsan, hayatına bir mana veremediğinde, ciddi bir zorluk ve boşluk yaşamaktadır. Nitekim günümüzde artan intihar vakalarının arka planına bakıldığında, çoğu zaman karşımıza çıkan ortak payda anlamsızlık duygusudur.

İntihar eden fertlerin geride bıraktıkları mektuplar incelendiğinde bu hakikat daha da netleşmektedir. Hayatını anlamlandıramayan gençler bu noktada ağır bedeller öderken, yetişkinler de farklı alanlarda benzer krizler yaşamaktadır. Örneğin boşanmaların temelinde çoğu zaman aile olmaya bir anlam yükleyememe problemi vardır. Evliliğe ve aileye bir gaye atfetmeden yapılan birliktelikler, zamanla sorumluluklarını taşıyamayan bir yüke dönüşmekte ve nihayetinde çözülmeyle sonuçlanmaktadır. Çünkü evlilik, ancak anlamla taşınabilen bir müessesedir.

İnanç boyutunda da durum farklı değildir. İnsanın bu dünyaya gönderilmesindeki temel hikmet, tekâmüldür. Yani insanın kendisine verilen istidatları ve yetenekleri yaratılış gayesine uygun şekilde geliştirmesi ve kullanmasıdır. Bu potansiyeller doğru istikamette işletilmediğinde, köreldiğinde ya da hedefsiz bırakıldığında, insan kaçınılmaz olarak bir iç bunalıma sürüklenir. Çünkü varlık, gayesine uygun çalışmadığında huzur üretmez.

Bu noktada Allah’ın yarattığı fıtrat asıl ölçüdür. Fıtrat, başlı başına bir anlam ve gaye taşır. Nasıl ki bir insan sabah evden çıktığında işe gitmeyi bir hedef olarak belirliyorsa, hayatının bütününde de bu hedeflerin daha büyük bir gayeye bağlanması zorunludur. Aksi takdirde hayat, taşınması zor bir yük hâline gelir. Aile anlamlandırılmadığında sorumlulukları ağır gelir; çocuk anlamlandırılmadığında fedakârlık anlamsızlaşır. İnsan neden kendi kazancından çocuğu için harcasın, neden bir başka insanın yetişmesine katkı sunsun? Eğer hayata bir anlam ve amaç yüklenmezse, “Sizin en hayırlınız insanlığa en faydalı olanınızdır” hakikati de karşılık bulamaz.

Oysa hayatın her aşaması anlamla örülüdür. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifade ettiği gibi, varlığın esasında muhabbet vardır. Muhabbet ise başlı başına bir anlam inşasıdır.

Kur’ân-ı Kerîm’de de insanın ve cinlerin yaratılış gayesinin ibadet, yani Allah’ı tanımak ve Ona itaat olduğu açıkça beyan edilmiştir. Bu kulluk, hayatın tamamını kuşatan bir anlam perspektifidir.

Bu yönüyle anlam arayışı, aslında bir inanç arayışıdır. Bu arayışı doğru zeminde sürdüren ve hakikate ulaşan insan, huzuru da beraberinde bulur. Çünkü huzur, geçici hazlarda değil; kalpte kök salan bir anlam ve gaye hâlidir. Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle, “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” Anlamdan ve inançtan kopuk bir hayat, kısa süreli mutluluklar sunsa da kalıcı huzur vermez.

Bugün bu anlam arayışı Müslümanlar arasında, Hıristiyan dünyasında, seküler toplumlarda ve hatta ateist çevrelerde dahi hız kazanmıştır. Zira insan, giderek materyalist olmuş, sekülerleşmiş ve dünyevileşmiştir. Hakikatle bağını koparan modern insan, anlamı kaybettikçe fertlerin ve toplumların krizleri de derinleşmiştir. Yaklaşık iki asırdır süren bu bunalımın temelinde de işte bu mana kaybı vardır. İnsan anlam ve gaye arayışında başarılı olmadan bunalımdan çıkıp huzura varamayacaktır.

Bu sebeple her insan önce kendine şu soruları sormalı: Hayatımın anlamı ve amacı nedir? Yaptığım işin gayesi ne? Evliliği neden istiyorum? Aile kurmanın benim dünyamdaki karşılığı ne? Çocuk sahibi olmayı niçin arzuluyorum? Bu gibi sorular yeterli bir anlam bulmadan atılan her adım, insanı huzura değil, daha büyük boşluklara sürükler.

Neticede; hayatın bütününe bir anlam yolculuğu olarak bakabilirsek, huzura ulaşmamız da mümkün olacaktır. Anlamını bularak yaşanan bir hayat, insana sadece yön vermez; aynı zamanda dayanma gücü, sabır ve umut kazandırır. Çünkü anlamı olan bir hayat, yaşamaya değerdir. Hayat, anlam ve amaç ile huzur bulur. İnsanın nihai gayesi huzurdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir